|
Atlasjet Havayolları'na ait yolcu uçağının düşmesini kamuoyunun daha hızlı takibinin bir başka sebebi de yolcuları arasında fizik bilim adamlarının oluşudur. Türk kamuoyu bir kez daha -belki de bilinçli olarak- olayın asıl sebeplerinden çok komplo teorileriyle ilgilenmektedir. Her yaşanan acının bir komplo teorisiyle bağlantılanması ve dikkatlerin dağıtılması sonucu kazalar aydınlatılamamakta, sorumlulara ulaşılamadığından aynı hatalar hep tekrar edilmektedir. Hatta bir gazetemiz kazayı Dan Brown gibi komplo teorisyeni yazarlarla dahi bir yolunu bulup ilişkilendirebilmeyi başarmıştır. Öyle bir esrarengiz hava oluşturulmaya çalışılmaktadır ki; sanki bilim adamlarımız birkaç gün sonra Türkiye'yi dünyanın süper gücü haline getirecek bir buluş yaptılar ve bunun için dış güçler tarafından öldürüldüler. Yeniden hayalî senaryolar ve hayalî kurgularla gündem sorumsuzca saptırılmakta; ya gerçek suçlular perde arkasına çekilmeye çalışılmakta ya da tiraj-reyting kaygısı uğruna kurgular havada uçuşturulmaktadır.
Peki bu tür olaylar karşısında nasıl bir tavır takınılmalıdır? Hangi sorular önceliğimiz olmalıdır? Soru listemizi hazırlamadan önce geçmiş reflekslerimizi bir kenara bırakıp, mantığımızı akla ve bilime uygun bir referans çizgisine oturtmamız gerekmektedir. Yıllardır derin yaramız haline gelen faili meçhul cinayetlerin; garip ilişkilerle örülü yazar cinayetlerinin; darbe günlüklerinin; çetelerin, kaçırılan rahiplerin olduğu bir ülkede elbette ki her olaya komplo teorisiyle başlanılması hiç şaşırtıcı gelmemelidir. Ülkemizin bununla bağlantılı en önemli problemi ise sağlıklı haberleşmenin olmaması ve medyanın görevini hakkıyla ifa edememesinden kaynaklanmaktadır. Doğru bilgiyi doğru kaynaklardan alamayan toplum elbette ki kendi kurgusunu oluşturmayı daha sağlıklı bulacaktır. Listenin başına koyması gereken soruları en sona atacak ve kulağa daha cazip gelen komplo teorilerini de medyanın yönlendirmesiyle en başa yerleştirecektir.
Önce kapsamlı soruşturma
Bütün bu genellemelerden sonra bu uçak kazasının neden komplo teorilerine kurban edilmemesi gerektiğini ifade etmeye çalışacağım. Bilim kurulumuzun bir konferansa gittiğini biliyoruz, peki eğer uçakta tek bir bilim adamı olsaydı bu kadar ilgi çeker miydi? Büyük ihtimalle çekmezdi. Eğer illaki komplo teorisi oluşturacaksak, acaba dış güçler uçak kazası yerine daha basit, sessiz, bireyi hedefleyen ve doğal kazalarla yetinemezler miydi? Trafik kazalarındaki can kaybı uçak kazalarından kat kat fazla ve bu nedenle gündemde neredeyse hiç yer teşkil etmediğine göre bu daha makul olmaz mıydı? Bunlar elbette sorulması gereken sorular olabilir; ama istihbarat kurumlarımız bu soruları sormak için, komploları açığa çıkarmak için var. Kaldı ki rahmetli Prof. Engin Arık da raporlarında ve daha önceki röportajlarında vermiş olduğu TÜBİTAK'ın Ar-Ge rakamları bile komploların gereksizliğini göstermektedir. ABD-Asya-Avrupa konsorsiyumu yeni nesil hızlandırıcılar ve nükleer enerji programları için 10 milyar dolarlık projeler (International Linear Collider) hazırlarken, ülkemizin bunlara bırakın para ayırabilmek, gözlemcilikten üyeliğe dahi geçememesi Türk üniversitelerindeki bilim adamlarımızın önlerini yeterince kesmektedir.
Eğer varsa; havayolu şirketlerinin ihmalleri, yer kontrol kulesinin ihmali, uçakların bakımını denetlemekle görevli kurumların ihmalleri, bunları denetlemekle yükümlü devlet kurumlarının ihmalleri mutlaka sonuna kadar sorgulanmalıdır. Medyanın belki de bu süreçte üzerine düşen en büyük sorumluluğu, sağlıklı haber iletimini sağlama adına yargı sürecini ve sonucunu kanunun elverdiği ölçüde topluma doğru olarak ulaştırmasıdır. Bütün bunlar tam anlamıyla yerine oturtulduktan sonra halen eksik kalan parçalar varsa o zaman tartışma komplo teorileriyle genişletilmelidir.
YÜKSEK ENERJİ FİZİĞİ UZMANI ZAMAN
|